7589 sayılı Kanun Bağlamında "IBAN Mağdurları" Düzenlemesinin İncelenmesi
Av. Ferhat Bulut | 30.9.2026
TCK 158/4; Dolandırıcılık suçlarına iştiraki yalnızca banka hesabı, kredi kartı veya kripto hesabı gibi araçların kullandırılmasıyla sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir. 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile getirilen bu düzenleme bir af niteliği taşımamakta; kanun yolundaki ve kesinleşmiş dosyalar bakımından ayrı geçiş hükümlerine tabi bulunmaktadır.
1. IBAN Mağduru Olmak Ne Demektir?
Organize dolandırıcılık olaylarında mağdurlardan alınan paralar, izlerin kaybedilmesi amacıyla üçüncü kişilerin banka hesaplarına yatırılmakta; bu paralar oradan hızla başka hesaplara veya kripto varlıklara aktarılmaktadır. Hesap sahiplerinin bir kısmı gerçekten aldatılmış kişilerdir. Bir kısmı ise küçük bir karşılık karşılığında hesabını, kartını veya şifresini başkasına kullandıran kişilerdir. Uygulamada bu kişiler hakkında TCK m.157 ve 158 kapsamında iştirak iddiasıyla dava açılmakta, bazı dosyalarda suç gelirlerinin aklanması (TCK m.282) suçlaması da gündeme gelmektedir.
Kamuoyunda "İBAN mağdurları" olarak anılan bu grup için 7589 sayılı Kanun ile ilk kez kanun metninde ayrı bir indirim sebebi düzenlenmiştir. Kanun metninde "İBAN" sözcüğü geçmemekte; aracı kurumlar, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları da kapsama alınmaktadır.
2. Yasal Düzenleme: 7589 Sayılı Kanun m.13 ve TCK m.158/4
7589 sayılı "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen bu Kanun'un 13. maddesi, 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesine dördüncü fıkrayı eklemiştir. Kanun metnine göre:
TCK Madde 158/4: "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."
Eklenen fıkra ile TCK'nın 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen suçlara iştirak edenlerden, haksız menfaat sağlamak amacıyla hesabını kullandırmakla sınırlı kalan kişiler bakımından verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi kabul edilmiştir.
3. İndirimin Hukuki Unsurları
3.1. Maddi Unsurlar
a) Fiil: Konu edilen davranış, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya aracın başkasına verilmesidir. Uygulamada bu; IBAN, banka veya kredi kartı, internet bankacılığı şifresi ve kripto hesabı bilgileri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
b) "Sınırlı Kalma" Şartı: Fıkranın en önemli ifadesi budur. İndirimin uygulanabilmesi için failin suça katkısı yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı kalmalıdır. Mağdurla iletişime geçilmesi, hesaba yatan paranın çekilmesi veya başka hesaplara aktarılması gibi ek eylemler bulunuyorsa genel hükümler uygulanır ve indirim devreye girmez. Bu nedenle dosyada belirleyici olan, kişinin ne kadar para aldığından çok para akışında hangi rolü üstlendiğidir.
c) Kapsam: Düzenleme hem basit dolandırıcılığı (TCK m.157) hem de nitelikli dolandırıcılığı (TCK m.158) kapsamaktadır.
3.2. Manevi Unsur
Fıkra, failin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmesini aramaktadır. Bu şart, hesabını aldatılarak veren kişi ile ücret karşılığı hesabını kiralayan kişi arasındaki ayrımın dosyada tartışılmasına yol açabilecektir.
Nitekim benzer nitelikteki dosyalarda İBAN bilgilerini paylaşan sanık yönünden red verilen kararlarda aşağıdaki gibi gerekçeler kurulmaktadır;
“Mahkememizin önceki hükmü ile gerekçeli kararının içeriği nazara alındığında, hükümlünün eylemlerinin 5237 sayılı kanunun 158/4. Maddesinde yer alan "Kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması" kapsamında olmadığı, hükümlünün eyleminin bu fiil ile sınırlı olmadığı, hükümlünün bu fıkra haricinde fiil üzerinde doğrudan hakimiyet kurarak müşterek fail olarak fiili işlediği, dolayısıyla hükümlünün eylemlerinin TCK 158/4 maddesi kapsamına girmediği anlaşılmakla uyarlama yargılaması yapılmasına yer olmadığına, taleplerin reddine, hükümlünün infazının bu nedenlerle aynen devamına oy birliğiyle karar vermek gerekmiştir.”
Yine başka bir kararda,
“Mahkememizin önceki hükmü ile gerekçeli kararının içeriği nazara alındığında hükümlünün eylemlerinin "kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması" kapsamında olmadığı, hükümlünün eyleminin bu fiil ile sınırlı olmadığı, hükümlünün bu fıkra haricinde fiil üzerinde doğrudan hakimiyet kurarak müşterek fail olarak fiili işlediği, dolayısıyla hükümlü eylemlerinin TCK 158/4 maddesi kapsamına girmediği anlaşılmakla uyarlama yargılaması yapılmasına yer olmadığına, taleplerin reddine, hükümlünün infazının bu nedenlerle aynen devamına oy birliğiyle karar vermek gerekmiştir.”
Şeklinde kararlar verilmiştir. Verilen kararlarda da görüleceği üzere “müşterek faillik”, “fiil üzerinde doğrudan hakimiyet” vurgusu yapılarak sanıkların eylemleri bütünüyle ele alınmıştır.
3.3. Hukuki Sonuç
Kanun metni "verilecek ceza yarı oranında indirilir" ifadesini kullandığından indirim takdire bağlı değil, zorunlu ve sabit oranlıdır. Koşullar gerçekleştiğinde hâkim indirimi uygulamak durumundadır.
4. İştirak Sistematiği Bakımından Değerlendirme
Genel iştirak hükümleri (TCK m.37 vd.) bakımından hesabını veren kişi, olayın kurgusuna ve üstlendiği role göre müşterek fail ya da yardım eden (TCK m.39) olarak değerlendirilebilmekteydi. Yeni fıkra bu ayrımı ortadan kaldırmamakta, yalnızca bu tipteki katkı için özel bir ceza belirleme kuralı getirmektedir. Dolayısıyla fiilin suç oluşturup oluşmadığı (kast, iştirak iradesi ve bilgi) genel kurallara göre araştırılmaya devam edecektir. Hesap sahibi dolandırıldığını ileri sürüyorsa beraat savunması gündemde kalmaya devam eder. Temel ceza, iştirak indirimi, m.158/4 ve varsa m.168 indiriminin hangi sırayla uygulanacağı ise uygulamada ayrıca tartışılacak bir konudur.
5. Düzenleme Bir Af Mıdır?
Hayır. Kamuoyunda "IBAN affı" olarak anılmasına rağmen düzenleme bir af değildir. Ceza ortadan kalkmamakta, yalnızca yarı oranında indirilmektedir. "Her hesap kullandırma dosyası düşer" veya "otomatik beraat" gibi yorumlar doğru değildir. Ayrıca paket, İnfaz Kanunu'nda genel bir indirim veya toplu tahliye de içermemektedir. İndirim, dosyada suça katkının gerçekten hesap kullandırmakla sınırlı kaldığının tespit edilmesine bağlıdır.
6. Etkin Pişmanlık (TCK m.168) ile İlişkisi
TCK m.158/4 kapsamındaki yarı indirim, zararın giderilmesi şartına bağlı değildir. Kesinleşmemiş dosyalarda zararın giderilmesi, m.168 kapsamında ayrı bir ek indirimin konusudur. İki indirim birlikte uygulandığında ceza, uyarlama öncesi cezanın dörtte birine kadar inebilmektedir. Kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık indirimi kural olarak yarı oranında uygulanmaktadır.
Örneğin temel ceza 4 yıl olarak belirlenmişse m.158/4 ile 2 yıla iner. Kovuşturma aşamasında zarar tamamen giderilirse m.168 kapsamında bu ceza yarısına kadar daha indirilebilir ve sonuç 1 yıla yaklaşabilir. Bu örnek yalnızca hesaplama mantığını göstermek içindir; somut dosyada sonuç mahkemenin takdirine ve delillere göre değişir.
7. Derdest ve Kesinleşmiş Dosyalarda Uygulama
Kanun, birçok dosyada hüküm verildikten veya hüküm kesinleştikten sonra yürürlüğe girmiştir. TCK m.7/2 uyarınca sonradan yürürlüğe giren kanun failin lehine ise uygulanır. 7589 sayılı Kanun ayrıca geçici bir hüküm ekleyerek geçiş rejimini dosyanın aşamasına göre düzenlemiştir:
| Dosyanın Aşaması | Uygulanacak Rejim | Dikkat Edilecek Nokta |
|---|---|---|
| Kovuşturma (ilk derece) | Genel hükümler ve TCK m.7/2 uyarınca m.158/4 koşulları mahkemece değerlendirilir. | İndirim ödeme şartına bağlı değildir; m.168 ayrı bir ek indirimdir. |
| Kanun yolunda (BAM / Yargıtay) | BAM ceza dairelerindeki dosyalarda bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar da usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir. | Yeniden yargılamada yeni fıkra doğrudan uygulanır. |
| Kesinleşmiş, infaz aşamasında | m.168 uygulanmamış hükümlüler, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde zararı aynen iade veya tazminle tamamen giderirse m.168/2'den yararlanır. Bu sürede infaz ertelenemez veya durdurulamaz. | Zararı gideremeyenler için mahkeme cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar verebilir. |
Uyarlama Talebi Nasıl Yapılır?
İnfaz aşamasındaki dosyalarda uygulamada uyarlama talebi öne çıkmaktadır. Dilekçede dayanak olarak yalnızca TCK m.158/4'ün değil, 7589 sayılı Kanun'un geçici hükmünün ilgili fıkrasının da gösterilmesi yerinde olacaktır. Yerel mahkemelerin ek kararlarında TCK m.7/2 ile geçici hükmü birlikte anarak uyarlama yargılaması yaptığı görülmektedir. Uyarlamanın hangi usul hükümlerine dayandığı (5252 sayılı Kanun'un uygulama alanı, itiraz yolu ve yargılamanın yenilenmesiyle ilişki) konusunda ise henüz yerleşik bir uygulama bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkeme uygulamasının ve Yargıtay'ın ilk kararlarının yakından izlenmesi gerekir.
8. Uygulamada Tartışmalı Noktalar
- Geçici hükmün kapsamı: Bir görüşe göre geçici hüküm, infaz aşamasındaki hükümlüye yalnızca etkin pişmanlık imkânı tanımakta, m.158/4'teki yarı indirimden söz etmemektedir. Lehe kanun ilkesi (TCK m.7/2) uyarınca hükümlü lehine yorum yapılması gerektiği savunulmaktadır; ancak konu henüz içtihatla netleşmemiştir.
- Zararı ödedikten sonra m.158/4'ün reddedilmesi riski: Hükümlü zararı giderdikten sonra mahkeme, m.158/4 şartlarının oluşmadığı kanaatine varırsa önceki hüküm yeniden verilecek ve m.168 kapsamında etkin pişmanlık indirimi de uygulanmayacaktır. Bu nedenle ödeme yapılmadan önce dosyanın m.158/4 kapsamına girip girmediği mutlaka değerlendirilmelidir.
- Altı aylık süre: Süre mahkemece yapılacak ihtardan itibaren işlemeye başlar ve hak kaybı riski taşır. İhtarın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ile tebligat ve süre hesabı ayrıca önem taşır.
- "Sınırlı kalma" ölçütü: Kartı bizzat teslim etmek, para çekim işlemine eşlik etmek veya mağdurla iletişime geçmek gibi ara durumların fıkra kapsamında sayılıp sayılmayacağı içtihatla belirlenecektir.
- Haksız menfaat amacının ispatı: Karşılığın niteliği ve tutarı, aracıların rolü ve hesaba giren paranın niteliği delil değerlendirmesinde belirleyici olacaktır.
9. Hakkında Dava Açılan veya Mahkûm Edilen Kişi Ne Yapabilir?
Hesabını kullandırdığı gerekçesiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişinin şu hususlara dikkat etmesi gerekir:
- Şüpheli veya sanık olarak ifade vermeden önce mutlaka bir ceza avukatıyla görüşün; ifadenin içeriği ve zamanlaması savunma stratejisini doğrudan etkiler.
- Dosyanın hangi aşamada olduğunu (kovuşturma, kanun yolu, kesinleşme veya infaz) belirleyin; uygulanacak rejim buna göre değişir.
- Katkınızın yalnızca hesap veya kart bilgisi vermekle sınırlı olduğunu gösteren delilleri (yazışmalar, banka kayıtları, tanıklar) erkenden toplayın.
- Etkin pişmanlık koşulları mümkünse uzlaşma veya tazminat yolu erken aşamada değerlendirilmelidir; ancak infaz aşamasında ödeme yapmadan önce m.158/4 kapsamı netleştirilmelidir.
- Mahkemeden ihtar geldiyse altı aylık süreyi kaçırmayın.
10. Hesabı Bilgisi Dışında Kullanılan veya Aldatılan Kişiler
Hesap sahibi, hesabının dolandırıcılıkta kullanılacağını bilmiyorsa (örneğin sahte iş ilanı, kredi vaadi veya "komisyon" gibi bahanelerle kandırılmışsa) kast unsuru bulunmadığından suç oluşmaz. Bu durumda m.158/4 indirimi değil, beraat savunması esas alınmalıdır. Aldatıldığını gösteren yazışmalar, ilan kayıtları, banka hareketleri ve yapılan suç duyurusu savunmanın temel delillerini oluşturur. Hesabın kullanıldığını fark eder etmez bankaya bildirim yapılması ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması da önem taşır.
Sonuç
TCK m.158/4, hesap kullandırma tipindeki katkıyı organizasyonun diğer faillerinden ayırmakta ve bu katkıya sabit bir yarı indirim bağlamaktadır. Düzenleme bir af değil, dar kapsamlı bir ceza indirimidir. Asıl belirsizlik, geçiş hükümlerinin infaz aşamasındaki hükümlülere yarı indirimi doğrudan verip vermediğinde ve uyarlama usulünün ayrıntılarındadır.
Gerek hakkında dava açılan gerekse aldatılarak hesabı kullanılan kişiler açısından en önemli adım zaman kaybetmemektir. Delillerin korunması, dosyanın aşamasının doğru belirlenmesi ve altı aylık sürenin kaçırılmaması için en kısa sürede uzman bir ceza avukatından hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ceza Avukatı, Dolandırıcılık, Nitelikli Dolandırıcılık, TCK 158/4, IBAN Mağdurları, Hesap Kullandırma, 7589 Sayılı Kanun, 12. Yargı Paketi
Hukuki Uyarı
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendine özgü koşullar içerir; makaleye dayanılarak alınacak kararlar için ferhatbulut.av.tr üzerinden doğrudan hukuki danışma alınması önerilir.
www.ferhatbulut.av.tr | info@ferhatbulut.av.tr

